Matematiksel Okuryazarlık Nedir ?

Bilgi çagi olarak  nitelenen günümüzde bilgi birikimi çok hizli artiyor ve artik kitaplara sigmayacak; sinifta ögretilemeyecek hale gelmistir. Bu baglamda, ögrenim görmüs bireylerin bilimsel okuryazar, fen okuryazari, matematik okuryazari (MATO) ve bilgisayar okuryazari olmasi gelismis ülkelerin ögretimsel hedeflerinin basinda gelmeye baslamistir. Alsina (2002), küresellesmenin oldugu günümüzde, matematik ögretimine nasil küresel açidan bakacagimizi düsünme zamaninin geldigini; okullarda ögretilen matematigin ögrencinin gerçek hayatina çok daha fazla hitap etmesi gerektigini, ögrencilerin sadece soyut düsünme yeteneklerinin gelistirilmesi hedefinin matematik gibi  evrensel bir dil için yeterli olamayacagini vurgulamaktadir.

Kilpatrick (2001), ABD’de ögrencilerin matematik ögretiminde yasadiklari ögrenme sorunlarini asmada, her sinif ve seviye için hedefin “matematiksel yeterlik” oldugunu vurgulamaktadir. Amit ve Fried (2002), Israil’de matematik ögretiminin 1990’li yillarda yeniden yapilandigini;ögretimde yasanan anlama ve ögrenme sorunlarini asmada ögrencilerin matematikle çok daha içi içe olmalarini ve matematigi günlük hayatlarina katmalari gerektigini ifade etmektedir.

Matematik; uzay ve zaman arasindaki nicel ve nitel iliskilerle ilgilenen; dünyayi anlama ve yönetme istegini içeren problem çözme, mantikli düsünme, modeller olusturma gibi konularla ilgilenen bir insan çabasidir. Matematik ve fendeki bilgi birikimi, insanligin önde gelen bilimsel ve kültürel basarilaridir ve bu kültürü her bireyin kazanma hakki vardir (URL 1, 2002). MATO ise yaklasik on yildir matematik ögretim programlarinda reform niteligindeki çalismalarda geçen bir kavramdir. MATO’in tanimini, OECD’nin kurdugu Uluslararasi Ögrenci Degerlendirme Programi (PISA) su sekilde yapmistir:

“Matematiksel okuryazarlik; bireyin düsünen, üreten ve elestiren bir vatandas olarak bugün ve gelecekte karsilasacagi sorunlarin çözümünde matematiksel düsünme ve matematiksel karar verme süreçlerini kullanarak çevresindeki dünyada matematigin oynadigi rolü anlama ve tanima  kapasitesidir.” (OECD, 2000, s. 10)

MATO, günümüzde matematik ögretiminin hedeflerinin yeniden düsünülmesinin yoluna açan kavramlardan biridir. MATO kazanmis bir bireyin nitelikleri sunlardir: (a)Sayilarla islem yapma yollarini anladigini sergileyebilme, (b)Farkli sekillerde sayisal modeller üretebilme ve düzenleyebilme, (c)Çesitli sosyal ve kültürel baglamlarda matematigin tarihsel gelisimini anladigini sergileyebilme, (d) Matematiksel dili; matematiksel düsüncelerin, kavramlarin, genellemelerin ve süreçlerin ifadesinde kullanabilme, (e)Sosyal, politik ve ekonomik islerde ne tür matematiksel iliskiler oldugunu  analiz edebilme, (f) Çesitli mantiksal süreçleri; isabetli tahminlerde bulunma, test etme ve formüllestirmede kullanabilme, (g)Çesitli açilardan yeterlige ve güvenirlige karar verebilme, (h)Bilgiye dayali kararlar vermede verileri analiz edebilme, (i) Bütün duyulari kullanarak; sekil, uzay, zaman ve hareketle ilgili deneyimleri tanimlayabilme, (i)Dogal sekilleri, kültürel ürünleri ve süreçleri; zaman, sekil ve uzayin temsilcileri olarak analiz edebilme (URL 1 , 2002).

Matematiksel okuryazar bir bireyin niteliklerinin  4 boyutta toplandigi söylenebilir:

1.      Matematik konu alani boyutu: Temel matematiksel islemler, sayilar, geometri ve  trigonometri  gibi bilgi ve becerileri içerir.

2.      Matematiksel süreçler (düsünme) boyutu:  Ölçme, bir ifadeyi matematiksel ifadeye dönüstürebilme, matematiksel dili kullanabilme, problem çözebilme, matematiksel düsünebilme gibi bilgi ve becerileri içerir.

3.      Matematigin tarihsel gelisimi boyutu: Matematigin gelisim süreci, ünlü matematikçiler ve görüsleri gibi bilgileri içerir.

4.      Güncellik boyutu: Sosyal, güncel ve bilimsel olaylardaki matematiksel iliskileri görebilme  ve kullanabilme gibi bilgi ve becerileri  içerir.

Bu niteliklerden bazilari, ülkemizde matematik ögretim programlarinin da hedeflerindendir.  Fakat mevcut matematik ögretimi, matematik bilgisi boyutuna agirlik verdigi için ögrenciler matematigi güncel yasamdan kopuk soyut islemlerden olusan, ögrenilmesi zor, sikici, sevilmeyen ve korkulmasi gereken bir ders olarak görmektedirler. Matematik basarisizligin en yüksek oldugu derslerden biridir (Aksu, Demir ve Sümer, 1998).  Ersoy (1997), ülkemizin egitim sisteminde pek çok sorunlarin oldugunu bu  sorunlarin çözümünde, genel ilkeler, politikalar ve yasal düzenlemelerin yapilmasi gerektigini vurgulamistir. Matematik ögretiminin yeniden yapilanmasi için önerilerde bulunmus, matematiksel  okuryazarligin saglanmasi gerektigini ifade etmistir.  Matematik dersinin daha ögrenilebilir ve anlasilabilir hale getirilmesinde dersin güncel hayatla iliskisi kurulmali, matematigin tarihsel  gelisimi üzerinde de durulmalidir. Böylece  ögrenciler,  matematik bilgisinin insan zekasinin ürünü oldugunu, yani gökten inmedigini daha kolay anlayacaklardir. Bu sayede insan ürünü bir bilgi birikimi oldugunu anladiklari matematigi,  kendilerinin de basarabilecegi düsüncesi gelisecektir.

Matematik ve fen okuryazarligi gibi ögretimsel hedeflerin  artik uluslararasi düzeyde  kabul gördügünü, TIMSS’de matematik ve fen okuryazarligi testinin uygulanmasi göstermektedir (Mullis, Martin, Beaton, Gonzales, Kelly ve Smith, 1998).

Ögretmen, okulda ögrenme üzerine etki eden en önemli etmenlerin basindadir. Yeni ögretim programlari hazirlansa ve okul sartlari iyilestirilse de ögretmenler yetersiz olursa yine basariya ulasilamaz (Fullan, 1997).

 “Matematikte, dünyanin en güzel ve motive edici uygulamasi, kendine güveni   olmayan ögretmenin ellerinde bir felakete dönüsür..” (Alsina, 2002)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir